1

Tem2015>

Venturro Haber

Girişimcilik bir yönetim metodolojisidir!

Yazar: İhsan Elgin 01.07.2015

Günümüzde ekonomik büyümenin ana motorlarından biri olarak kabul edilmeye başlanan girişimcilik, yeni mezun gençlerin ardından, hükümetlerin ve artık kurumsal şirketlerinde gündeminde yer alıyor. Hükümetler, istihdama ve sosyal gelişme yarattığı pozitif etkisi nedeniyle ülke kalkınma planları içerisinde ciddi yer verirken, destek ve hibe programlarını da yeni girişimcilerin ihtiyaçlarına göre tasarlamaya başladılar. Ülkemizde sadece temel bilime katkısı ile bilinen Tübitak, son dönemde girişimcilik için ciddi destekler sağlıyor. Diğer yandan kurumsal şirketler ise rekabette fark yaratmak için sarıldıkları inovasyon konseptinin girişimcilik ruhu olmadan sadece bir fikir üretme süreci olarak kaldığının farkına vardılar. Ve bu ruhu kazanmak için özel eğitimler almanın yanısıra işe bu ruha sahip insanları istihdam etmek için politikalar geliştirmeye başladılar. Üniversiteler ise öğrencileri tarafından artık kariyer fırsatı olarak değerlendirilen girişimcilik için bir çok ders, lisans ve yüksek lisans programları sunuyorlar. Son olarak görsel ve yazılı medyada da girişimcilik için özel bölümler tasarlıyor ve röportajlara yer veriyorlar.

Bu yoğun ilgi sonrasında girişimciliğin öğretilip öğretilemeyeceği uluslararası platformlar dahil her yerde en önemli tartışma konusu oldu. Bu yazımda bu tartışmaya farklı bir bakış açısı getirmek istiyorum.
Konuyu doğru değerlendirebilmek için yeni girişim (start-up) ve girişimcilikten ne anladığımızı tanımlamakta fayda var.
Nedir bu Start-up? Sektörden ve şirket türünden bağımsız yeni bir ürün veya servis için ölçeklenebilen ve tekrarlanabilen iş modelini arama sürecinde olan yeni girişimdir (ileride değineceğim Steve Blank’ın tanımıdır). Girişimcilik ise bu aşırı yoğun belirsizlik ve kaos ortamı içinde iş yönetme biçimidir (Yalın Yeni Girişim yazarı Eric Ries’in tanımıdır).
Bu tanımlamalara bakıldığında girişimciliğin, öngörülen bir ortamda var olan işi büyütmeyi hedefleyen işletmecilik derslerinden farklı bir yaklaşımı, metodu ve geleneksel yöneticiden farklı bir lider tipini gerektirdiği çok açıktır.
Farklı bir ifade ile; bir tarafta görece yeni bir iş denemeyerek risk almayan, bilinen iş modellerini geliştirmek üzerine çalışan bir işletmeci, diğer yandan risk alan ve bilinmeyen iş modellerini çözmeye çalışan girişimci.
Bu ayırımdan yola çıkarsak genel olarak kabul göreceği üzere bir kişiye orta öğretimden sonra risk almayı öğretmek pek mümkün değildir. Aile ortamındaki çocukluk dönemindeki eğitimden başlamak gereklidir.
Diğer yandan son dönemde ortaya çıkan çalışmalar sonrasında belirsizlik ortamında çalışmanın belli bir metodolojisi olduğu ve bunun öğretilebileceği  düşüncesi genel kabul görmeye başlamıştır. Yönetim dünyasının temel dergilerinden Harvard Business Review 2013 Mayıs sayısında konuyu kapağa taşımıştır.
 
Peki nedir bu metodoloji?
Felsefe, araç ve yöntemden oluşan bu metodoloji üç kavramın kombinasyonu olarak kabul edilebilir.
Felsefe, yeni iş modelindeki her parçayı varsayım olarak kabul eden ve bunu test etmeyi temel alan U.C. Berkeley, Stanford, Columbia ve NSF (ABD’nin Tübitakı gibi düşünebilirsiniz)’ın ortak profesörü ve girişimci/yatırımcı olan Steve Blank’ın geliştirdiği Müşteri Geliştirme (Customer Development) yaklaşımıdır. Bu felsefe temel olarak herşeye müşteriden başlamak gerektiğini ve varsayımları doğrulattıktan sonra pazarlama yapmanın veya organizasyonu geliştirmenin doğru olduğunu aktarmaktadır.
Bu felsefeyi uygularken kullanacağımız araç ise Alex Ostarwalder ve Yves Pigneur’un beraber geliştirdiği İş Modeli Geliştirme (Business Model Generation) tuvalidir. Bu tuval bir iş fikrinin gerektirdiği temel 9 bloku (hedef müşteriler, değer teklifi, müşteriye erişim kanalları, müşterilerle ilişki yönetimi, gelir modelleri, kilit operasyonlar, kilit kaynaklar, stratejik iş ortakları ve maliyet yapısı) anlatan ve tek sayfadan oluşan özet bir iş planıdır.
İş modeli tuvali üzerinde müşteri geliştirme felsefesini uygularken kullanacağımız metod ise Eric Ries tarafından geliştirilen Yalın Yeni Girişim (The Lean Startup) uygulamalarıdır. Bu uygulamalar, doğasında yenilik barındırdığı için projeyi fikir aşamasından başlayarak her aşamada test etmeyi sağlayacak pratik yöntemleri içermektedir.
 
Özetle, öncelikle fikrimizi iş modeli tuvalini kullanarak iş fikrine çeviriyoruz. Ardından müşteri geliştirme felsefesi ile iş modelinin her bloğunda yer alan varsayımlarımızı yalın yeni girişim yöntemleri ile test ediyoruz. Doğrulatabildiğimiz varsayımlarımız ile devam ediyor, doğrulatamadıklarımız için yeni öneriler getiriyor ve onları tekrar test ediyoruz.
 
Yukarıda özetlediğim metodoloji sonrasında “girişimciliğin öğretilebilir mi öğretilemez mi” olduğu sorusuna “evet veya hayır” dışında bir cevap vermemiz gerektiği gözükmektedir.
Kişisel cevabım: bir kişinin girişimci yapılamayacağı ama girişimci gibi çalışmasının öğretilebileceğidir. Kanımca önemli olan da girişimci gibi çalışmayı öğrenmektir. Çünkü girişimcilik bir kastır ve kası geliştirmek için sürekli çalıştırmak gerekmektedir. Dünyadaki örnekler kimsenin ilk aklına gelen fikir ile veya ilk denemesinde başarılı olmadığını göstermektedir.
Değeri 4.5 milyar $ olan dünyanın en önemli elektrik süpürgesi markalarından Dyson, başarıyı 5,126 prototip denemesinden ve 15 yıllık birikimlerini bitirdikten sonra bulmuştur. Diğer bir örnek olarak Oracle’ın kurucusu Lawrence Ellison şirketini kurduktan sonra ürünü 6.versiyona vardığında 29 milyon dolar yatırımı harcamıştı ve batmak üzereydi. Tüm ekibi işten çıkarıp herşeye yeniden başlayıp başarıya ulaştılar.
Bu örneklerde de görüldüğü gibi girişimci, 100 m yarışçısı gibi depar atmayı bilen bir maraton yarışmacısıdır. Hedefi de olimpiyat sporcusu olmaktır.

Etiketler

Yorumlar

  • Yorum bulunmamaktadır. İlk yorum yapan siz olun.